20 - Lolié: Tılsımlı Kolye
Donna karavanın kapısını hızla çarptı ve az daha Lolié'ye kara büyü yapacak sözleri söyleyecekti ki Şekspir ağzını kapatarak ona engel oldu. Lolié kıkırdarken "gerçekten açıklayabilirim" diye sayıklıyordu. Onun bu alaycı tavrına daha çok sinirlenen Donna parmak uçlarıyla Lolié'nin vücudunun anında pireler tarafından işgal edilmesine sebep oldu. Lolié parmakları ile bu işkenceye anında son verirken dayanamadı ve Donna'nın saçlarını tutuşturdu. Olayın büyüyeceğini anlayan Şekspir'in feryadıyla son bulan bu amansız cadı kavgasında ilk sözü Donna aldı:
-Bunu nasıl yaparsın. Aylardır o evin ihtiyar bunak kafayı parayla bozmuş sahibiyle uğraşıyorum. O evi alırsak burda bir sene boyunca kalabilecektik. Nasıl bu adamın oğluna koruma tılsımı yaparsın. Üstelik tılsımdan sonra babasına yaptığım tüm büyüler bozuldu. 18'lik hizmetçisini kovaladığı için beni evden kovdu. Lolié! Birbirimizin bölgelerine karışmayacaktık. Anlaşmamız böyleydi. Bunu nasıl yaparsın! Yine iyilik, merhamet mavalı okuyacaksan seni bu sefer hamam böceklerine yem edeceğim...
Şekspir hala Donna'yı tutmaya çalışırken Lolié'yi dinlemen lazım, daha büyük tehlikedeyiz dedi.
-Donna çok üzgünüm sandığın gibi değil. Aklıma başka çare gelmedi.
-Ne çaresi! Orası benim bölgem ve bu adam hakkını savunman gereken iyi bir adam değil. Kutsal kitap madde 1: her cadının kötü olduğu alemler kurallarına göre kanıtlanan adamlara dilediği büyüyü yapma hakkı vardır! Nesini anlamadın bunun. Yine mi mazeret uyduracaksın!!!
Lolié, Donna'nın anlatsa da anlamayacağını bildiğinden üfleye püfleye bacağındaki sargıyı çıkararak diş izlerini gösterdi. Donna'nın panikleyeceğini düşünüyordu. Fakat o sanki akik madeni bulmuş kadar sevinmişti.
-Sana saldırdılar mı? Oh! Yüce Martha adına!
Lolié şaşırmıştı. Az kalsın öldürülüyor olmama neden bu kadar sevindiğini anlayamadım Donna!
-Anlamıyor musun? Senden korkuyorlar! Bizden korkuyorlar! Bu demektir ki kehanet gerçek! Senin gücünden korktukları için sen gücüne ulaşmadan seni yok etmek istediler. Bu harika bir şey!
Şekspir ve Lolié, Donna'nın sevincini anlamsız gözlerle izlemekteydiler. Donna sonra durakladı:
-Peki bunun benim zengin bunakla ilişkisi ne! Yoksa seni o mu kurtardı! Oh yüce Martha!
-Aslında sanırsam oğlu kurtardı. Sesleri duydukları için kaçtılar. Daha sonra da yaralarımı temizledi. Biliyorsun bu zehir ancak gönüllü bir fani tarafından vücuttan tamamen atılabiliyor. Yoksa yüz gün beni toprağa gömmen gerekecekti ki bundan büyük bir zevk alırdın eminim!
Şekspir ve Donna aynı anda şunları söylediler:
-Sana yardım etmesine izin mi verdin!!!
Lolié sanki çok garip bir şey yapmamış gibi muzurca büzüştürdüğü dudaklarıyla:
-Konumuz bu mu gerçekten şu an! Az kalsın ölüyordum!!! diye ekledi.
-Ah Lolié'cim. Çok özür dilerim. Ben senin yine insan ırkına olan merhametin sebebiyle birisini tılsımladığını sanmıştım. Bu olanlar o evden daha önemli! Artık kara büyü filan çözüp alacağız napalım diye mırıldandı.
Lolié ve Şekspir aynı anda DONNA! diye bağırdılar.
-Tamam şaka yapıyorum. Ahlaklı cadılarız biz evet tamam...
-Aa bu arada senin yakışıklı az daha boğuluyordu. Arkadaşıyla güreş yapacağım diye üzerine zeytinyağı sürmüş. Şakalaşırken de yüzüstü havuza düşmüş. Diğerleri koşup yetişene kadar (düşünün ev ne kadar büyük) arkadaşı onu sudan çıkarmaya çalışmış ama yüzme bilmediği için suya girememiş. O da kenardaki çim temizleme sopasının ucundaki kancayı kolyesine takarak adamı kenara çekmiş. Akıllı adammış doğrusu. Eğer kolyesiz olsa diğerleri gelene kadar suda boğulabilirdi çocuk. Çok da yakışıklı yazık olurdu... Esasında keşke babasını öldürüp onu ben tılsımlasaydım ama sonradan öğrendim varlığını tabi... Neyse yabancıya gitmedi sonuçta...
O esnada Şekspir:
-Eyvah! Kolyeyi tılsımlamıştın değil mi?
Lolié muzip bir bakışla:
-Ben sadece bir cadı değil hormonları olan bir kadınım Şekspir kabul et bunu artık diye kikirdedi. Lolié bu genç adamı baya beğenmişti. Eğer tılsımlar vücuda değil eşyalara yapılırsa o eşyalar bir şekilde sahibini tılsımlayana getirirdi... Daha sonra "üstüme gelme Şekspir" diye ekledi!
Şekspir:
-En son tüm ülkenin nefret ettiği adamı iyi insan olarak anlattığın için başımıza bu sefer ne işler açtın diye soruyorum affet diye söylendi.
Lolié üzülerek:
-Haklısın. İnsanlara şans vermek gerek diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Ama koşulsuz güvenmenin en güzel yanı insanların gerçek yüzünü görmenin çok kısa bir zaman alması aslında. İyi tarafından bak olaya biraz da. Hem birini lanetlerken yanılmadığından emin olmak iyi bir şey. Canımı çok yakmış olabilir ama bilirsin ki en lanetliler saf hisleri yalnızca kendi çıkarları için yaralayanlardır. Sonuç olarak onun başına gelecekler artık ben istemesem bile daha korkunç.
-Sakın bana onun adına üzülüyorum deme Lolié!
-Üzülüyorum Şekspir. Çünkü iyi bir insan olmayı seçmek için yüzlerce fırsatı vardı. Sadece bana karşı değil. Herkese karşı. Ama o herkesi kandırdığını sandığı gibi kendini de kandırmayı seçti. Kader beni onun karşısına hisleriyle yüzleşsin diye göndermediyse ya ne? Bizi korkutucu kılan da bu değil mi? Ninelerimizi yakmaları da bu sebepten değil mi? Duygularından kaçabilmek için başkalarının duygularını sivri dişleri ile kan revan içinde yemesinin bedelini çok ağır ödeyecek. Bunun için üzgünüm evet. Ama en üzgün olduğum şey belki de insanlar göründüğü gibi değildir ihtimallerini öldürdüğü için... Yine de hayat güzelliklerle dolu. Ben yara alacağımı bilerek yaralanmayı seçtiğim için ne kadar cesursam o da kendi duygularıyla karşılaşmamak için tüm dünyayı ayaklar altına alıp çiğneyecek kadar korkağın teki. Bu hikayenin kaybedeni herkes oldu anlayacağın... Ama... dünyada güzel şeyler de oluyor.
O esnada masadaki tüm böğürtlenleri ağzını şapırdatarak yiyen Donna heyecanla söze girdi:
-Evet Şekspir rahat bırak kızı.
Önündeki aşıklar kartını işaret ederek;
-Unutma temizken yaralanan kalbin mükafatı daha büyük olur. Akşama Lolié'nin bir misafiri var. Hadi biz çıkalım da hazırlansın dedi alaycı bir sesle. Lolié'nin kulağına "o ev bizim olmalı unutma" diye fısıldadı da usulca.
Sonra hepsi gülmeye başladılar. Donna gitmeden ağzında çiğnediği otlarla Lolié'nin yaralarını iyileştirdi. İz bile kalmamalıydı ki akşam ki misafirine güzel görünebilsin. Şekspir bu yeni hikayeden korksa da Lolié'nin eski defterleri kapatmasından mutluydu. O artık yalnızca duygularının peşine takılıp giden genç bir cadı değildi. Gittikçe güçlerinin farkında olan, umudunu yitirmeyen ama en çok nerede faydalıysa ve çiçek açıyorsa enerjisini oraya akıtan fakat aynı zamanda güçleri herkesi korkutan bir cadı haline dönüşüyordu. Çocukluktan beri yaralarını kendi saran biri için bu şaşırtıcı bir son değildi elbet ama onun hisleri okuyabilen kalbi her zaman için yumuşamaya hazır bir bomba gibi olabiliyordu bazen. Yine de tüm bu olanlar iyiye işaretti. Çünkü Lolié hayatında ilk kez birinin ona yaralıyken yardım etmesine izin vermişti. 100 sene toprağın altında arınmayı bekleyecek ruhu, ilk kez birinin yaralarını sarmasına engel olmamıştı.
Lolié olgunlaşıyordu. O olgunlaştıkça evren karşısına daha zorlu sınavlar çıkarırken aynı zamanda daha büyük mükafatlar da veriyordu.
Tüm bunları düşünürken karavanın penceresinden gördüğü yabancının Lolié'nin aklını nasıl çeldiğini anlaması da kolaylaşmıştı. Uzun boylu, kuvvetli ve oldukça yakışıklı bu genç adam çadırların arasında dolanırken belli ki Lolié'nin hayalini kuruyordu...
Yorumlar
Yorum Gönder